“Nasb”, bir kişinin belirli bir göreve veya hukuki konuma atama ya da tayin edilmesi anlamına gelen bir terimdir.
Tapu, vasiyet ve miras hukukunda sıkça görülen bu kelime, günümüzde lessen çok kullanılmadığından anlamı merak edilen bir kavram haline gelmiştir.
Gayrimenkul kayıtlarında ve miras işlemlerinde genellikle “mirasçı nasbı” ifadesiyle ifade edilir; yeni bir terminoloji ise bunun yerine “mirasçı atama” kullanılmaktadır.
Mirasçı nasbı, bir kişi ölüden sonra mirasının tamamı ya da belirli bir kısmının seçtiği kişilere geçmesini sağlayan bir tasarruf şeklidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 516. maddesi gereği, miras bırakan kişi mirasyonun tamamını ya da oranını bir ya da birden fazla kişi mirasçı olarak atayabilir.
Atanan kişi familial bir akraba olma zorunluluğu taşımaz; bir arkadaş, bir bağlayıcı kurum, ya da belirli şartları taşıyan bir tüzel kişi bile mirasçı olabilir.
- Mirasçı atama, ölüme bağlı bir tasarruf.
- Resmi vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle yapılmalı.
- Atanan kişi familiyete bağlı zorunluluklu değildir.
Bu atama, “evimi bu kişiye bırakıyorum” gibi sözlü bir bildirim yalnızca kanuni şartları sağlarken geçerli sayılır; genellikle resmi bir vasiyetname ya da miras sözleşmesi gerekir.
Atanmış mirasçı ile vasiyet alacaklı arasında fark vardır; atanmış mirasçı, mirasone hak kazanır ve mirasçılık sırasına girebilir.
Kanıta göre, belirli bir mal üzerinden bırakılan kişi doğrudan mirasçı değildir, yalnızca bir alacaklı hâlinde olur.
Özetle, mirasçı nasbı süreci; ölüme bağlı bir düzenleme, kanuni izinler ve resmi belgelendirmeyi gerektirir.







