Eklenme Tarihi: 30 Aralık 2025
Tabae Antik Kenti, Denizli’nin Kale ilçesinde yer almaktadır. Büyük İskender'den sonra Anadolu'da kurulan kent devletlerinden biridir. Doğal bir kale görünümündeki kent, Helenistik dönemden günümüze kadar kesintisiz bir yerleşime sahne olmuştur. Antik dönemde kentin kendi adına sikke bastırdığı; sikkelerin önceleri gümüş daha sonra bronz olarak basıldığı bilinmektedir. Kentte 19. yüzyıl Osmanlı döneminde yapılmış olan Cevherpaşa Camii bulunmaktadır.
bir gün önceBana göre güzel bir antik kent gezip görmenizi isterim
bir hafta önceDenizli-Muğla karayolunun 78.km'sinde bulunan Tabae, doğal bir kalegörünümündedir. Şimdiki Kale İlçesinin 1 km.kadar güney batısında yeralır.30 yıl öncesine kadar eski kale üzerinde iskan sürmekteydi.Tabae, Büyük İskender'den sonra Anadolu'da kurulan kent devletlerindendir. Tabae, Hellenistik dönemden günümüze kadar kesintisiz bir yerleşime sahne olmuştur.
2 ay önce düzenlendiTatil dönüşü uğradık. Kazı çalışmaları devam ediyor. Antik kentte bazı yapılar mevcut. Yeni camii, yalnız minare givi yapılar mevcut. Ancak caminin içerisine girilmiyor kapalı. Alt yapı, ziyaret yolları, bilgilendirme panoları geliştiriliyor. Giriş yolu birwz bozuk. İyileştirme yapılması gerekiyor. Ören yeri olarak geçiyor. Giriş ücretsiz. İlerleyen yıllarda ortaya çıkan yapılarla daha da tarihi bir mekan olacak gibi. Gidip görülebilir.
3 ay önceGiriş Ücretsiz. Güvenlik ve otopark var Giriş saatleri var sabah 08.30 veya 09. 00. Akşam emin değilim 17.00 olarak düşünün riske atmayın. Wc yok Tabae Antik Kenti Antik Karia ve Frigya bölgeleri arasında bir sınır kenti olan Tabae Orta ve Geç Tunç, Arkaik, Helenistik, Roma, Doğu Roma, Beylikler, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde sürekli iskan görmüş önemli bir yerleşimdi. Surlarla çevrili iç kale ve onu çevreleyen dış kaleden oluşan kentte, kaya şapeli dönemlerinden günümüze ulaşan çok sayıda kaya olgusu tüneli,kaya şapeli kaya mezarı, sarnıç, kuyu ve dokuma işliği bulunmaktadır. Özellikle işlikler, kentin Antik çağlardan itibaren önemli bir dokuma merkezi olduğunu kanıtlamaktadır. XIII. yüzyıl sonunda yerel bir beylik olan Tavas Beyliği egemenliğine girerken Kale-i Tavas adıyla anılmaya başlamış, kısa bir süre sonra Menteşe Beyliği topraklarına katılmıştır. 1330'lu yıllarda Anadolu'yu gezen ünlü seyyah İbn-i Batuta Kale-i Tavas'ı da ziyaret etmiştir. Kale-i Tavas'ı 1670'li yıllarda gören Evliya Çelebi kentin 50 ev ve 1 cami içeren bir iç kale ile 300 ev, 5 mahalle 5 cami, 1 han, 1 hamam, 3 mektep, 3 sebil, 2 tekke ve 6 zaviyeden oluşan bir dış kaleden oluştuğunu nakleder. Osmanlı döneminde Kütahya ile Muğla arasındaki ticaret yollarının kilit noktası olarak önem kazanmış ve doğal kale görünümündeki yerleşim yeri güvenli bir alan olarak idarî merkez işlevi de görmüştür. İlçenin adı olan "Tabas" incelendiğinde, Taba sözcüğünün kaya anlamına geldiği, yerleşimin kayalık bir tepe üzerinde kurulduğu için bu adı aldığı anlaşılmaktadır. 1960'lı yıllarda heyelan tehlikesi nedeniyle boşaltılmış ve 3 km kuzeyine şimdiki yerleşim yerine taşınmıştır. 18. yüzyıla ait Osmanlı dönemi Cevherpaşa Camii, Ege Üniversitesi'nden Prof. Dr. Bozkurt Ersoy başkanlığındaki kazı ekibi tarafından restore edilmiştir. SUHEYB b. SİNÂN (Suheyb-i Rûmî) Hicretten otuz yıl kadar önce Irak’ın Musul şehri yakınlarında Fırat (veya Dicle) nehri kıyısındaki bir köyde doğdu. Babası Rebîa kabilesinin kollarından bir Arap’tır. Asıl adı Umeyre iken sonradan Rumlar tarafından Suheyb diye değiştirilmiş. Daha çok Suheyb er-Rûmî olarak tanınmaktadır. Onun bu nisbeyle tanınmasının sebebi çok küçük yaşta Doğu Roma'nın bölgeye yaptıkları bir saldırıda esir edilmesi ve bugünkü Denizli Kake ilçesi Tabae antik kentinde çocukluk ve gençliğinin bir bölümünü köle statüsünde geçirmiştir . Rum kültürüyle yetişen Suheyb gençlik çağında Kelb kabilesi tüccarlarına köle olarak satıldı ve onlar tarafından Mekke’ye götürüldü. Resûl-i Ekrem ile henüz peygamber olmadan önce arkadaşlık kuran Suheyb zaman zaman onunla sohbet ederdi. Gizli davet sürecinde İslâm’dan haberdar olunca Dârülerkam’a giderek İslâmiyet’i kabul etti. Müslüman olduğunu açıktan söyleyen ilk yedi kişi arasında yer aldığı ve Mekke’de kendisini koruyacak kabilesi ve nüfuzlu çevresi bulunmadığı için müşriklerin saldırılarına mâruz kaldı. Aşırı derecede dövüldü ve çıplak vücuduna demirden zırh giydirilerek güneşin altında bırakıldı. İnançları uğrunda eziyete uğrayan, bundan dolayı hicret eden, sonra savaşıp sabredenleri Allah’ın bağışlayacağını müjdeleyen âyetin (en-Nahl 16/110) Suheyb-i Rûmî, Bilâl-i Habeşî ve Ammâr b. Yâsir hakkında indiği nakledilir. Bütün mal varlığını bırakarak hicret etti. Bunu duyan Hz. Peygamber üç defa, “Suheyb kârlı bir alışveriş yapmıştır” dedi. “Bazı kimseler de Allah’ın rızasını kazanmak için canını bile verir” âyeti (el-Bakara 2/207) bu olay üzerine inmiştir. Bedir, Uhud ve Hendek başta olmak üzere bütün savaşlara katıldı. Medine’de bulunduğu ve sefere çıktığı zamanlarda hep Resûlullah’ın yanında oldu. Hz. Ebû Bekir ve Ömer dönemlerinde onlardan itibar gördü. Hz. Ömer onun sözüne değer verir, kendisine güvenirdi. Üç gün süren halife seçimi ve yeni halifeye biat sürecinde mescidde imamlık görevini ifa etti. Hz. Osman devrinde ortaya çıkan ve Hz. Ali döneminde devam eden fitne olaylarında tarafsız kalmaya ve yatıştırıcı bir rol üstlenmeye çalıştı. Suheyb, Şevval 38’de (Mart 659) Medine’de vefat etti, cenaze namazını Sa‘d b. Ebû Vakkās kıldırdı ve Cennetü’l-bakī‘a defnedildi.
4 ay önceYolunuz oradan geçiyorsa uğranabilir bir kere gitmek yeterli ama sırf burası için gidilmez.
4 ay önceTabea Antik Kenti: Denizli'nin Kale İlçesi'ndeki Tarihi Durak Tabea Antik Kenti, Denizli'nin Kale ilçesi sınırları içerisinde, Tavas Ovası'nın batısında yer alan önemli bir antik yerleşim yeridir. Tarihi MÖ 5. yüzyıla kadar uzanan Tabea, antik dönemde Karya bölgesinin önde gelen şehirlerinden biri olarak bilinir. Kentin stratejik konumu, ticaret yolları üzerinde bulunması ve verimli toprakları sayesinde önem kazandığı düşünülmektedir. Tarihi ve Önemi Tabea, tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. İlk kuruluşu Lidya veya Frig dönemlerine dayansa da, Helenistik, Roma ve özellikle Bizans dönemlerinde gelişimini sürdürmüştür. Kent, Bizans İmparatorluğu döneminde bir piskoposluk merkezi olarak da önemli bir rol oynamıştır. Kentin adı, bazı kaynaklarda "Kale-i Tavas" veya "Eski Kale" olarak da geçer. Bunun nedeni, günümüzdeki Kale ilçe merkezinin antik kentin kalıntıları üzerine kurulmuş olması ve 1950'li yıllarda ilçe merkezinin şimdiki yerine taşınmasıdır. Antik Kentteki Yapılar ve Kazı Çalışmaları Tabea Antik Kenti'nde yapılan kazı ve yüzey araştırmaları sonucunda pek çok önemli yapı kalıntısı gün yüzüne çıkarılmıştır. Kentin büyük bir bölümü, yeni yerleşim yerinin altında kalmış olsa da, görülebilen yapılar kentin büyüklüğü ve önemi hakkında fikir vermektedir: * Tiyatro: Antik tiyatro, kentin önemli kamusal yapılarından biridir. Yaklaşık 5.000 kişilik kapasiteye sahip olduğu tahmin edilmektedir ve kazı çalışmalarıyla sahne binası ve oturma sıralarının bir kısmı ortaya çıkarılmıştır. * Stadyum: Antik dönemde spor etkinliklerinin ve gladyatör dövüşlerinin yapıldığı stadyum kalıntıları da kentte bulunmaktadır. * Agora: Kentin ticari ve sosyal yaşamının merkezi olan Agora'nın kalıntıları da tespit edilmiştir. * Tapınak Kalıntıları: Farklı dönemlere ait olduğu düşünülen tapınak veya kutsal alan kalıntıları da bulunmaktadır. * Nekropol (Mezarlık Alanları): Kentin çevresinde kaya mezarları ve lahitlerin bulunduğu geniş nekropol alanları mevcuttur. * Cami ve Minare: Antik kent içerisindeki günümüz yerleşiminde ayakta kalmış bir cami ve minare bulunmaktadır. Caminin ana ibadet yerinin bir kısmı harap halde olsa da minare kısmı ayaktadır ve bu durum, antik dönemin üzerine kurulan Bizans ve Osmanlı dönemlerinin katmanlaşmasını göstermektedir. * Bizans Dönemi Yapıları: Özellikle Bizans dönemine ait kilise ve diğer sivil yapılarının kalıntılarına rastlanmıştır. Tabea'daki bilimsel kazı ve restorasyon çalışmaları 2007 yılında başlamış, 2013 yılından itibaren ise Pamukkale Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mustafa Beyazıt'ın bilimsel danışmanlığında, Denizli Müze Müdürlüğü başkanlığında devam etmiştir. 2021 yılından itibaren ise kazı başkanlığı doğrudan Pamukkale Üniversitesi adına Prof. Dr. Mustafa Beyazıt'a verilmiştir. Bu çalışmalarla kentin tarihi ve kültürel dokusu daha derinlemesine anlaşılmaktadır. Tabea Antik Kenti'nin "keşfi" tek bir kişiye atfedilemez; bu, zaman içinde farklı dönemlerde gerçekleşen ziyaretler ve bilimsel araştırmaların bir sonucudur. Antik kentlerin birçoğu gibi Tabea da, modern bilimsel çalışmalar başlamadan önce bölgede yaşayan halk tarafından bilinmekteydi. Ancak, Tabea'nın kimliğini saptama çalışmaları ve batılı gezginlerin ilgisi 18. yüzyılda Anville Bovgoignen ile başlamıştır. 1807 yılında ise Carencez Tavas'a ilk gelen batılılardan biri olmuştur. Sistemli arkeolojik kazılar ise daha yakın zamanda başlamıştır. 2007 yılında Tabea Antik Kenti ve Ören Yeri'nde kazı ve restorasyon çalışmaları başlamış, 2013 yılından itibaren Pamukkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Beyazıt'ın bilimsel danışmanlığında, Denizli Müze Müdürlüğü başkanlığında devam etmiştir. 2021 yılından itibaren de kazı başkanlığı Pamukkale Üniversitesi adına Prof. Dr. Mustafa Beyazıt'a verilmiştir. Yani, Tabea'nın bilimsel olarak incelenmeye başlanması ve günümüzdeki sistematik kazıların yürütülmesi, Prof. Dr. Mustafa Beyazıt ve ekibi gibi modern arkeologların çalışmalarıyla olmuştur.
6 ay önce