Eklenme Tarihi: 27 Aralık 2025
Harika
7 ay önceŞehir merkezindedir; mahallinde “Selâhâddîn Eyyûbî Camii” olarak da bilinmektedir. Doğu-batı yönünde uzanan kayıtlı bir kayıt alanı üzerine inşa edilmiş olan caminin aslî hâli ve tarihlendirilmesi büyük bir problematik olarak tartışılmaya devam edilmektedir. 1913 yılında özel olarak Mardin'den gelen mimarlar tarafından yapılan fizikî müdâhalelerden başlayarak yola kadar süregelen tâmir ve tâdiller sırasında geçirilmiş aslî plan ve yapısal özellikler büyük ölçüde ortadan kalktığı gibi, 1911 yılında G. Bell tarafından çekilen fotoğraflarında görülen kimi kitâbeleri de yok olmuştur. Caminin doğu ve batı cephelerindeki altlı üstlü yerleştirilmiş sekizer pencerenin sonraki fiziki müdahaleler sırasında açıldığı anlaşılmaktadır. Kıble cephesinde, mutlaka ki, 1913 yılındaki bakım çalışmaları sırasında, mihrap nişi ile içteki gömme ayakların dış dünya haritası prizmal formlu üç payanda ilâve olunmuş ve mihrap nişinin arka alanıki payanda yarı küresel bir kubbeyle, yan kanattaki diğer iki payanda ise mukarnas kaidelere ayrılan yarı küresel formlu birer nervürlü kubbeyle örtülmüştür. Sözkonusu iki payandaya doğu ve batı kenarlarından birer kapı açılarak, kıble cephesinden de ibâdet mekanına dahil edilmesi sağlanmıştır. Doğu kanattaki yuvarlak kemerli kapı açıklığı, düz ve dalgalı eğriler meydana gelen profilli silmelerle yanlardan kuşatılmakta ve üstte simetrik birer taş konsol üzerinde oturan ve abartılı taş bezemelere sahip bir üçgen alınmakla nihayetlenmektedir; Batı kanattaki kapı ise, sivri kemerli bir niş halinde temizlenir ve basit bir hafıza açıklığı içerir. Cephe üzerindeki payanda, kapı ve pencere gibi bütün donatıların, 1913 yılındaki onarım çalışmaları sırasında anlaşılmaktadır. Caminin kuzey cephesi de bir hayli elden geçirilmiş ve onarım öncesindeki görünümünden tamamiyle farklı bir karaktere büründürülmüştür. Cephe boyunca sıralanan sekiz açıklıktan ikisi, kıble cephesindeki kapılarla aynı aks üzerine yerleştirilen kapılardır; doğu kanattaki dikdörtgen kapı açıklığı, âdeta Hint mimariliğine öykünen sütunlar, dilimli kaşler, nişler, gövdeleri boğumlu sütunceler, cepheden taşan konsollar, profilli kemer sarkıtlar, profilli çerçevelere sahip yarı dairesel tepe pencere ve ajurlu taş bezemeleriyle abartılı bir görünüm arz eder. Buna karşılık, batı kanattaki diğer kapı, yalın ve bezemesiz düz lentolu dikdörtgen bir açıklıktan ibârettir. Her iki kapının da, 1913 yılındaki bakım çalışmaları sırasında görüldüğü anlaşılmaktadır. Cephenin doğu ve batı kanatlarındaki ikişer pencere, profilli silmelerle çerçevesi içine kayıtlı dikdörtgenler halindedir. Pencerelerin üzerinde ve Yatay uçuşlarda uzanan konşeli bir frizin üzerinde, cepheye iyileşir olarak, gölge-ışık oyunlarıyla yüksek kabartma etkisi bırakan ve çokgen sütuncelere oturan dilimli sivri kemerlerle oluşan bir arkad dizisi yer almaktadır. Önceden çekilen fotoğraflarından, cephe boyunca mütemâdî bir dizi oluşturulacak şekilde oluşturulan bu mimari plastik düzenleme, 1913 yılında yapılan bakımlar sırasında büyük ölçüde kaldırılmış ve hâlihazırda onarımın doğu ve batı kanatlarındaki ikişer pencerenin üst bölümleriyle sınırlı parçalar bırakılmıştır. Arkad serisinin üstünde ve Yatay uçakta uzanan yarı dairesel profilli bir silmenin üzerinde belli aralıklarla yerleştirilmiş ve yüzeyleri bütün işlemeli bir dizi konveks formlu taş konsol yer almaktadır. Konsolların içindeki duvar yüzeylerinde, taş oyma olarak işlenmiş bitkisel çerçeveli rozetlerin yerine dikkati çeker. önceden çekilen fotoğraflarından, cephe boyunca mütemâdî bir dizi oluşturulacak şekilde oluşturulan bu mimari plastik düzenleme, 1913 yılında yapılan bakımlar sırasında büyük ölçüde ortadan kaldırılmış ve hâlihazırda onarım cephenin doğu ve batı kanatlarındaki ikişer pencerenin üst çalışması ve alt sıradaki arka diziyle sınırlandırılmış bir alanda görsel olarak bir öge olarak bırakılmıştır. Cephenin orta bölümünde, 1913 yılındaki bakım çalışmalarından önce orta aks üzerinde bir kapı ile yan kanatlarındaki duvarlarda çifte sütuncelere oturan ve dilimli kemerlere sahip birer mihrabın bulunduğu bilinmektedir;
7 ay önceGörmeye değer
9 ay önceSelahattin Eyyubi Cami olarak geçiyor ismi kısaca tarihi ise : Silvan Eyyubi Camii, Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde yer alan tarihi bir camidir. 12. yüzyılda, Selahaddin Eyyubi'nin kardeşi Melik Nasıruddin Mahmud tarafından inşa ettirilmiştir. Cami, Eyyubi mimarisi ile dikkat çeker ve bölgedeki en eski İslam eserlerinden biridir. Günümüzde de ibadete açık olan yapı, sade ve zarif tasarımıyla öne çıkar.
bir yıl önceSituata nel centro di Silvan, è anche conosciuta localmente come Moschea di Saladin al-Ayyubi]. La sua grandezza è bellezza ti lascia affascinato. La Grande Moschea di Silvan fu costruita dal sovrano Artukid della città intorno al 1157; la presenza di tre absidi sul lato meridionale potrebbe derivare dall'esistenza di una precedente chiesa cristiana; le absidi indicano la direzione verso la Mecca.Il portale principale ha un design molto elaborato; alcune caratteristiche dell'edificio riflettono l'architettura siriana, altre seguono modelli persiani. L'ingresso meridionale ha un aspetto moderno: reca un'iscrizione moderna con il nome della moschea e la data 1185; in quell'anno il leader ayyubide Saladino impose la sua sovranità sugli Artukidi e la moschea gli fu dedicata, da cui Selahaddin Eyyubi Camii.Il minareto di Ulu Cami ha una parte che assomiglia al minareto di Haran minareto che era anche un osservatorio astronomico.
bir yıl önceMuhteşem
bir yıl önceMuhteşem bir Artuklu eseri
2 yıl önceThe architecture is beautiful.
2 yıl önce