Eklenme Tarihi: 7 Aralık 2025
Tarihi içi ahşap katlı güzel cami. Denize de yakın ,
4 hafta önceThis is a historical mosque. The interior of the mosque has minimal decoration, but lots of chandeliers. It looks very bright from the inside and gives you a feeling of purity. The mosque is named after the Grand Vizier during the time of Mustafa II (1695-1703).
2 ay önce düzenlendi1695ten günümüze.
4 ay önce düzenlendiSarıyer iskelesine çok yakın bir cami. Kadınlar bölümü açık ve havadar. Tasarımı detayları çok hoş. Cami genel olarak temiz. Ben girdiğimde cami hocası çocuklarla ders yapıyordu. Güzel bir cemaati var. İskeleden indikten sonra sahilden max 10 dakikada ulaşılabilir.
4 ay önceAli Kethüda Camii Merkez Sarıyer’in en eski eserlerinden biridir. Cami 17. Yy. da Sultan III. Mustafa döneminde Sadrazam Kethüdası Ali Efendi tarafından yaptırılmıştır. Hadikatü’l Cevami’de 1720-1721’de Nevşehirli İbrahim paşanın kethüdası Maktul Mehmet ağa tarafından tamir ettirildiği, bu sırada tuğla bir minare eklendiği yazılıdır. Yapının 19.yüzyılın ortalarında yenilendiği mimari özelliklerinden belki olmaktadır. Kuzey doğu cephesinde yer alan cepheye bitişik su deposunun toprak altına alınması önerilmektedir. Sarıyer Tarihi Sarıyer ismi sırasıyla, Simas'tan Skletrinas'a, daha sonra Mezarburnu (Mesarburnu), Altınyer, Sarı Lira Yer ve Sarıyar'a ve son olarak da Sarıyer'e dönüşmüştür. Antik çağlarda, Bilge Umar'a göre Simas, İstanbul Boğazı'nın Avrupa kıyısında bir burunun adıdır. Simas'ın anlamı "Kutsal Ana" olarak bilinmektedir. Başka bir ifadede ise “Kutlu/Güzel Akarsu” veya “Kutlu/Güzel Su” olarak da kabul edilebileceği ileri sürülmektedir. Sarıyer ismi Simas'tan Sarıyer'e dönüşürken, elbette ki bu değişim bir yerden esinlenerek gerçekleşmiştir. Yıllar yılı altın ve bakır çıkarılan maden mahallesi ile şifa suyu arasındaki yarların sarı renkte olması nedeniyle buraya SARIYAR denmiştir. Sonraları SARIYER'e dönüşmüştür. Yani Simastan Sarıyar'a ve Sarıyar'dan Sarıyer'e... İstanbul'un fethi sarıyer'in de göç alarak Türkleşmesine neden oldu. Sarıyer’e göç daha ziyade yörenin önem kazandığı 16. ve 17. yüz yıllara rastlar. Ruslarla yapılan savaşlar, bilhassa 93 Harbi (1877 Rus-Osmanlı Savaşı) Balkanlardan olduğu kadar Karadeniz Bölgesinden de göçlere neden oldu. Bilahare Birinci ve İkinci Balkan Savaşları, Birinci Dünya ve Ulusal Kurtuluş Savaşları nedeniyle İstanbul ile birlikte Sarıyer de göç aldı. Belirtilen nedenlerle Bulgaristan, Romanya, Arnavutluk, Yunanistan, Yugoslavya'dan binlerce insan göç etti böylece yerli ve yerleşik halkı meydana geldi (Sarıyer’in Muhacir Mahallesi ve Koru Mahallesi bu göçlerle oluştu. Ayrıca sayfiye yeri olması nedeni ile gelenler vardı. Bunlar çoğunlukla zengin Türkler, Rumlar, Ermeniler ve az da olsa Yahudilerdi ve Sarıyer’in yazlık halkını oluşturuyorlardı. Yazlık gelenler, boş evleri aylar öncesinden kiralayıp yaza hazırlık yaparlardı. Sarıyer tarihi süreç içinde en büyük baskını, kıyımı, yağmalanmayı ve yakılıp yıkılmayı 1724'de Don Kazaklarından yedi. Yüzlerce şayka ile (o tarihlerde kullanılan savaş gemisi) Boğaziçi'ne baskın yapan Kazaklar Sarıyer ve Büyükdere'yi yağmalayıp, yakıp yıktıkları gibi pek çok cana da kıydılar. Sonra Kefeliköy, Kireçburnu, Tarabya ve Yeniköy semtleri baskın yedi. Sahilboyundaki yalılar, köşkler, konaklar yakılıp yıkıldılar, halkın elinde ne varsa alındı. Sarıyer tarihin her döneminde sayfiye yeri ve balıkçı köyü olarak bilinir. Sarıyer’in Çırçır Suyu mesiresi ile Hünkar Suyu mesiresi arasındaki derenin antik çağdaki adı Skletrinas idi. Sonra Mercimek Deresi olarak isim aldı. Ancak bu isimle değil Sarıyer Deresi olarak anılır oldu. Sarıyer vadisi ortasından geçen dere Sarıyer’in büyüleyici bir havaya sahip olmasına neden oluyordu. sarıyer vadisi Bekardere'den, Çarşıbaşına, yani mezarlıklara kadar güllerle, çiçeklerle kaplı olduğundan ilgi çeken bir mesire idi. Bilhassa Sultan II. Selim (1566-1574), Sultan IV. Murat 1623 - 1640), Sultan IV. Mehmet (Avcı Mehmet, 1648-1687) ve Sultan III. Selim (1789-1807) yazın dinlenmek, kışın avlanmak için sarıyer'e gelirlerdi.Sarıyer’e padişahlar daha çok kiraz mevsiminde gelirlerdi. Zamanında saltanat kayıklarının sayfiye yerlerine kadar gittikleri Sarıyer deresi denizden Ortaçeşmeye kadar kapatılarak (1967) cadde yapıldı. Bilahare Ortaçeşme'den Şifa Suyu, Hünkar Suyu dönemecine kadar olan bölüm de kapatıldı (2004) cadde ve pazar yeri yapıldı.Sarıyer, 1930 yılında ilçe oldu.
5 ay önce düzenlendi